Şirinevler’in kalabalık caddelerinden E-5’e doğru yürürken ince, narin hatlarım ve uzun bacaklarım fark ediliyor hemen. Zayıf yapım sayesinde daracık eteklerimde, belimdeki kıvrımlar açıkça belli oluyor; bu vücut uzun süren, yavaş yavaş yükselen bir geceye davet çıkarıyor.
Çobançeşme kavşağından Şirinevler Metrosu’na inen merdivenlerde bile göz göze geldiğimiz anlarda tenimin nasıl gerildiğini hissedebiliyorsun. Hafif adımlarla yürüdüğümde kaslarımın altında kıpırdanan enerji seni heyecanlandırıyor; aynı enerjiyi kapıdan içeri girer girmez tenine yansıtıyorum. Sıkı kavuşmalar, yavaş okşayışlarla başlayan gecemizi, sabaha kadar süren kesintisiz bir ritme çeviriyoruz.
Atatürk Havalimanı’nın ışıkları uzaktan görünürken ben yalnızca sana odaklanıyorum; ince parmaklarım, sıcak dudaklarım ve esnek bedenimle her anı tatlı, yoğun ve unutulmaz kılıyorum. Bahçelievler sınırındaki bu daracık sokağın sessizliği içinde, seninle paylaşacağım her temas gerçek …
