Parfümüm hafif turunç ve deri kokusuyla karışıyor; kapıdan içeri girer girmez burnunu dolduruyor, sabaha karşı koridorda yankılanan sessizliği bile kokuya dönüştürüyor. Şirinevler Metrosu’ndan Çobançeşme yönüne yürürken E-5’in uğultusu hâlâ kulaklarımda, ama odamın içinde sadece derin nefesler ve tenimin sıcaklığı var. VIP dediğim şey hız değil, o tek nefeste her şeyi hissettirebilmek; sabaha karşı herkesin sustuğu saatte seni kendine getirecek tek ses benim.
Atatürk Havalimanı’ndan gelen yorgunluğu bile unutturacak kadar yakınım, Bahçelievler sınırındaki bu dar sokakta zaman duruyor. Kapıyı aralık bırakıyorum, içeri girip kokuyla birlikte aklından çıkmayacak bir geceye dalmak istersen, bekliyorum.
